Hukuk Fakültelerinin Geleceği

Hukuk Fakültelerinin Geleceği

2010 yılından sonra Türkiye’de artan hukuk fakülteleri sayısı bu meslek için de avukat enflasyonu oluşturmaya başlamıştır. Artan Hukuk Fakültesi kontenjanları, avukatların gelecekte alacağı maaşlar, hakim ve savcılık nasıl alınıyor, avukatlık sınavı nedir ve daha birçok sorunun cevabı yazımızda. Avukatlık Türkiye’de olduğu kadar yurt dışında da saygın meslekler arasında yer almaktadır. Yazımızda hukuk fakültelerinin oluşturduğu meslek enflasyonuna değinmeden önce gelin meslek enflasyonu nedir konusunu anlayalım. Hukuk fakültelerinin geleceği nasıl şekillenecek hep beraber, gerçek sayılar ile irdeleyelim.

Meslek Enflasyonu Mağduru Hukuk Fakülteleri

Enflasyon kısaca; tüketilen ürünlerin fiyatının bir önceki aya ya da yıla göre artmasıdır. Enflasyon oranı, TÜİK tarafından belirlenen ürünlerin ay ya da yıla göre fiyatlarının artış oranıdır. Enflasyondan bahsedebilmek için fiyatlar genel düzeyinde sürekli bir artış olması gerekir.

Enflasyonda sadece ürünlerden söz etmek yanlış olur. Enflasyon hayatın her alanında olduğu gibi mesleklerde bulunmaktadır. Örneğin bir ülkede ihtiyaçtan fazla inşaat mühendisi bulunursa, bu durum bütün inşaat mühendislerinin durumunu etkileyecektir. Şu anda inşaat mühendisliği mezunlarının en büyük yaşadığı sıkıntı da buradan gelmektedir. Ülkede gerek duyulandan fazla inşaat mühendisliği olduğu zaman ve inşaat sektöründeki büyük daralma göz önüne alındığından arz fazlası oluşmuştur ve bu arzı karşılayacak sayıda iş imkânı yaratılmamaktadır. Sonuç olarak İster ODTÜ veya İTÜ gibi Türkiye’nin sayılı inşaat fakültelerinden mezun olun isterseniz 2010 yılında açılmış yeni bir üniversiteden mezun olun, iş verenlerin size vermeyi düşüneceği maaş, aldığı iş başvurusu sayısı ile ters orantılı olarak azalacaktır. Şu anda mimarlık ve inşaat mühendisleri için bu acı tablo yaşanmaktadır. Fakat biz bu yazının konusu olan Hukuk Fakültelerinin Geleceği ve meslek enflasyonu durumunda ne aşamada olduğunu inceleyelim.

Hukuk Fakülteleri

Türkiye’de 2016 yılında 35 Devlet, 44 Vakıf Üniversitesinde olmak üzere toplam 84 hukuk fakültesi bulunmaktayken bu sayı 2019 senesine gelindiğinde 87 Devlet ve 45 Vakıf Üniversitesi olmak üzere toplamda 132 Hukuk Fakültesine yükselmiştir. 2019 yılı toplam hukuk fakültesi kontenjanı ise 16.420’dir. Tahmini olarak 2018 yılında hukuk fakültelerinde 18.717 Avukat adayı mezun olmuştur. Şimdi bu sayıların ne ifade ettiğini önceki yıllara göre irdeleyerek incelemek lazım.

Avukatlık Sınavı ve Hukuk Fakültelerinin Geleceği 

Sadece 2018 ve 2019 yıllarında yılda on bini aşkın avukat stajını tamamlayarak baroya kaydolmuştur. Kontenjanlara bakıldığındaysa bu sayı önümüzdeki yıllarda artarak devam edecektir.

24 Ekim 2019’da 30928 sayılı resmi gazetede yayınlanan kanunda hukuk fakültelerine birtakım değişiklikler getirilmiştir. Değişikliklerden en önemlisi “Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı”’dır. Kanunda belirtildiği üzeri mezun adaylar ÖSYM tarafından yapılacak sınava tabi tutulacaklardır. Yılda en az bir kere yapılacak bu sınavdan 100 üzerinden 70 puan almak zorunlu tutulmuştur. Yani 2020 yılında hukuk fakültelerine kaydolacak her öğrenci bu sınava girmek zorundadır.

Ayrıca Hukuk Fakültelerinin 5 yıla çıkartılması da görüşülmektedir. Hukuk Fakültelerinin 5 yıla çıkartılması durumunda, 2020 Sonbahar Döneminde eğitime başlayacak bir Hukuk Fakültesi adayı üniversiteyi hazırlık okumadığı taktirde 2025 yılında bitirip yukarıda bahsedilen sınava girmesi gerekecektir. Sınavda başarılı olanlar avukatlık stajına başlayabilir. Hukuk fakültesinden mezun olan her öğrenci avukatlık yapmak istiyorsa, fakülteden mezun olduktan sonra 1 yıl avukatlık stajı yapmak zorundadır. 1 yıl boyunca avukatlık stajı yapan kişiye stajyer avukat denilmektedir. Avukatlık stajının ilk 6 ayı adliyede çeşitli mahkemelerde, ikinci 6 ayı 5 yılını doldurmuş bir avukatın yanında yapılmaktadır. Avukatlık stajını bitiren stajyer avukat, baroya kaydolup avukatlık hak ve yetkilerini kullanmaya başlar.

Kısaca 2020 Eylül’de eğitime başlayacak hukuk fakültesi adayları en erken 2026 yılında avukat olabilmeye hak kazanacak ve baroya kaydolabilecektir.

Hukuk Fakültelerinin oluşturduğu enflasyonu ve mesleğin geleceğini anlayabilmek için gelecek projeksiyonu yapmak gerekiyor. 10 sene öncesinde (2009) baroya kayıtlı avukat sayısı 66.260 iken bu sayı 10 yılda ikiye katlanarak 127.691’e yükselmiştir. Tahminlere göre 2026 yılında toplam baroya kayıtlı avukat sayısı yaklaşık olarak 220.000 olacağı ön görülmektedir. Peki bu sayı bize ne ifade etmekte. Bunu anlamak için en basit yöntemlerden bir tanesi; baroya kayıtlı avukat sayının nüfusa oranını hesaplamaktan geçmektedir. Yani 1 avukat başına kaç kişi düşüyor?

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere 10 yıl önce her 1095 kişiden 1’i avukatken 2019 senesinde her 649 kişiden biri avukat. Bu sayı bu sene İngilizce hazırlık okumadan hukuk fakültelerine başlayacak kişiler için, baroya kaydoldukları gün her 410 kişiden 1 kişinin avukat olacağı anlamına gelmekte. Sayılar bu kadar yüksek olunca, iş verenlerin sizlere ödeyeceği maaşlar da hızla düşmekte. Çünkü her zaman sizden daha azına çalışmayı isteyebilecek başka bir avukat bulabilecek duruma gelinecek. Sonuç olarak Hukuk Fakültelerinin Geleceği de ekonomideki belkide en önemli teorem olan arz-talep ikileminde arzın artması ve talebin beklenen hızda armamasından kaynaklı olarak kötü etkilenecek.

Hakim ve Savcılık

Birçok hukuk mezunu hakim ve savcı olmak için sınavlara hazırlanır ve hayallerinde hakim ve savcı olmak vardır. Hem hakimlik hem de savcılık ülkemizde son derece saygı mesleklerdendir. Haliyle  ülkemizdeki Hukuk Fakültelerinin Geleceğini etkileyecek en önemli faktörlerden birisi de hakim ve savcıların sayısı olacaktır. Ama Türkiye’de hakim veya savcı olmak o kadar da kolay olmamaktadır. Öncelikle Türkiye’deki hakim ve savcı sayılarını ve yıllar içindeki değişimlerini inceleyelim.

HSYK daha eski verileri sunmadığından dolayı ancak 2012 ve sonrası sistemde görüntülenebilmekte.

Bu yıl toplam 3.552 gibi yüksek bir sayıda hakim ve savcı alındı. Fakat bu her yılın ortalamasının çok üzerinde bir sayı olduğundan ileri ki yıllarda bunu böyle devam edebileceğini düşünmek pek sağlıklı olmayacaktır. Çünkü bu sene bu kadar alım yapılmasının sebebi 15 Temmuz darbe girişimi ardından ihraç edilen hakim ve savcı sayından kaynaklanmaktadır. Oradaki açığı kapatmak için yapılan alımlar ileri ki senelerde bu kadar yüksek olmayacaktır.

Peki hakim veya savcı olmak için neler yapmanız gerekiyor?

Avukatlık mesleğinden adaylığa geçmek isteyenler için; mesleklerinde fiilen en az üç yıl çalışmış, giriş sınavının yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibariyle kırk beş yaşını doldurmamış ve kendi aralarında yapılacak olan yazılı yarışma sınavında ve mülâkatta başarılı olmak.

Mezun olduktan sonra 3 yıl deneyim edinmek için çalışmanız gerekiyor ve bu çalışmayı 210.000’den fazla avukatın bulunduğu bir ortamdaki maaşlar ve çalışma koşulları ile yapmanız gerekmekte. Her şey yolunda giderse 2020 Eylül’de eğitime başlayacak bir genç en erken 2029 yılında hakim olabilecek seviyeye gelebilecektir.

Avukatlık Ofisi Açmak

Avukatlık ofisi açmak avukat adayları için bir diğer opsiyon ama bu avukatlık ofisini açmak kendi içinde birçok zorluğu da barındırmakta. Eğer ailenizden gelen büyük bir desteğiniz yoksa ofisin kira + stopaj + 1.103 TL sigorta parası + elektrik + su + internet gibi giderleri de ödemesi gerekecek. Bunları yeni ofis açan bir avukatın karşılaması, özellikle de her yıl eklenen binlerce yeni mezun avukat arasından yapabilmek son derece zordur.

Yeni avukatların yaşayacağı bir diğer sorun ise reklam yasaklarıdır. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğine reklam yapmak yöntemi ile müşteri çekebilmeniz bir hayli zor olacaktır. Bu yasağın çevresinden dolanmak için avukatlar televizyonlarda bir hukuki konuyu yorumlayabilmek için birbirleri ile yarışır ve çoğunlukla da yüksek paralar ile bu gibi programlarda yorumcu olarak kendilerini tanıtmaya çalışmaktadırlar.

Örneğin ünlü bir davada birçok avukat ücretsiz olarak hizmet vermek ister. Gerek kameranın karşısın gerekse de sosyal medyada adını bir şekilde duyurabilmek için verilen bir savaştır aslında. O tür avukatların büyük bir kısmı aslında müvekkilleri ile ilgilenmezler daha çok yapacakları PR’ı umursamaktadırlar. Burada o tür avukatları da suçlayamıyorum, çünkü şu andaki sistem avukatları buna itmektedir.

Reklam yasaklarından dolayı, eğer TV’ye çıkamayıp, sosyal medyada da kendinizi bir şekilde gösteremiyorsanız yeni müşteri çekemiyorsunuz. Bu yüzden avukatların büyük bir kısmı siyasi partilere katılarak kendilerini siyasi tartışmalar üzerinden duyurmaya çalışmaktadır. Ana akım medyada her gün görmekten sıkıldığımız avukatlar bunlara iyi birer örnektir. O günkü tartışılan konunun ne olduğuna bakılmaksızın (ekonomi, din, deprem, imar, belediyeler, siyaset veya dış politika gibi) mutlaka ekranlarda bir hukuk mezunu avukat görebilirsiniz. Ekranda görmekten bıktığınız avukatlar, kendi alanları ile ilgili olmamasına rağmen kendilerini gösterip reklam yapmak için genellikle kanallara para bile öderler. Siyasilerin büyük bir kısmının avukat olmasının altında yatan nedenlerden birisi de budur.

Bu sistem tamamen eski avukatları korumaktadır. Yeni mezunları rekabetten uzaklaştırıp, yeni mezun avukatları eski avukatların ofislerinde düşük ücrete çalıştırmaya mahkum etmektedir. TV’lerde görmekten bıktığınız avukatların ofisleri genellikle çok büyük ve şaşaalıdır fakat yanlarında düşük ücretlere çalıştırdıkları birçok avukat bulunmaktadır. Avukatlık ücreti olarak çok yüksek ücretler almalarına rağmen sizin dosyanız hakkında aslında pek de bir bilgileri bulunmamaktadır. (Eğer çok hatırlı ve büyük meblağlı bir dava dosyası değilse) Dosyanız genellikle yanlarında düşük ücrete çalıştırdıkları avukatlar tarafından bakılmaktadır.

Yine sayılarla konuşacak olursak, yeni mezun olup kendi avukatlık bürosunu açabilen mezun sayısı sadece %2. Bu sayı yukarıda saydığım sebeplerden ötürü daha da düşecektir. Avukatlık ofisini açan bir takım yeni mezunlar ise bu avukatlık ofislerini eğer, ailesinden büyük miktarda destek bulamazsa kapamak zorunda kalmaktadır.

Geleceğin Avukat Dalları

Bu kadar karamsarlıktan sonra sizlere eğer avukatlık okumak istiyorsanız, nelere dikkat etmeniz gerektiğini ve ne çeşit bir avukat olursanız yıllık 16.000 kontenjanı olan diğer yeni mezun avukatların önüne geçebileceğiniz konusunda bazı fikirler vermek isteriz. Tek başına hukuk okumanın gelecekte ne gibi problemler oluşturabileceği ve hukuk fakültelerinin geleceği hakkında biraz projeksiyon çizmeye çalışacağız.

Uluslararası Tahkim Mahkemeleri

Tahkim; yetkisini tarafların iradelerinden alır. Hakemler her iki tarafın da güven duyduğu ve ihtilâfın çözümünde bilgi, uzmanlık, tecrübe ve adaletine inandıkları kişilerdir. Esasında taraflar en başta uzlaştıkları tahkim sözleşmesinde hakemlerin verecekleri karara uymayı taahhüt ederler ve taraflar açısından hakemlerin verecekleri karar kesinlikle bağlayıcıdır. Ancak gerektiğinde ihtilafı çözen hakem kararının uygulanabilmesi ve devlet mahkemeleriyle eş kuvvette görülmesi için tenfiz edilir. Tenfiz, hakem kararının icra edileceği ülke mahkemelerinde gerçekleşir. Tenfiz, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki Birleşmiş Milletler (BM) New York Sözleşmesi esas alınarak ülkelerin iç hukukuna göre yürütülür. 159 ülke bu sözleşmeye taraftır. Dolayısıyla hakem kararları son derece bağlayıcıdır ve gerektiğinde icraya konu olabilir.

Dünyada öne çıkan tahkim kurumları

Kurumsal tahkimlerin başında Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) bünyesinde faaliyet gösteren Tahkim Divanı gelir. Bu kurum, Milletlerarası Tahkim Divanı adıyla faaliyet gösterir. Bunun dışında dünya öne çıkan başlıca tahkim kurumları şunlardır:

  • Dünya Bankası bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID),
  • Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi (LCIA),
  • Stockholm Ticaret Odası Tahkim Enstitüsü, Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi (ICAC),
  • Avusturya Federal Ekonomi Odası Uluslararası Tahkim Merkezi (VIAC),
  • Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Tahkim Mahkemesi (WIPO)
  • Spor Tahkim Mahkemesi (CAS)

Tabi ki bir de bunların dışında,

  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)
  • Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)

Gibi uluslararası mahkemeler de bulunmakta.

Türkiye’de ne yazık ki yetişen hukuk fakültesi mezunların Türkiye’deki yetersiz avukatlık bürolarında yaptıkları stajlarda bu konularda hiçbir eğitim alamamaktalar. Türkiye her yıl birçok davayı usulden dolayı kaybetmektedir. Usulden kaybetmek ise dosyanın yanlış hazırlanması veya iyi sunulmamasından olmaktadır. Yani sadece dosyası düzgün hazırlanmadığından başvurunuz ya ret oluyor ya da davayı kaybediyoruz. Bu gibi dosyaların yanlış hazırlanmasındaki en büyük etkenlerden bir tanesi de hukuk fakültesi mezunların üniversitede almış oldukları yabancı dil eğitimin son derece yetersiz olmasından kaynaklanmakta. İyi bir İngilizcesi dili olan, ve tercihen Türkiye’nin en çok ticaret yaptığı ülkelerden olan Rusya, Çin, Almanya, Fransa veya Arap Ülkelerinin dillerinden birini daha bilen bir avukat diğer rakiplerine göre çok daha ön plana çıkmakta. Bu yüzden avukatlık mesleğini yapmak istiyorsanız ve uluslararası mahkemelerde şirketinizi veya ülkenizi temsil etmek istiyorsanız olmazsa olmazınız İngilizce ve bir tane daha ekstra yabancı dili çok iyi seviyede öğrenmek olacaktır.

Bu şekilde müşteri portföyünüzü sadece Türkiye ile sınırlamak yerine Türkiye’de iş yapmak isteyen Çinli, Rus veya Arap firmalara da avukatlık hizmetini verebilecek seviyeye geleceksiniz. Eğer portföyünüzü Türkiye ile sınırlarsanız yukarıda anlattığım gibi nedenler dolayı, rakip sayınız arttığından size düşen pay her geçen yıl daha da azalacaktır.

Tabi ki sadece dil bilmek yeterli olmayacaktır. Ama dil bilmek bu işin olmazsa olmazıdır. Dili öğrendikten sonraki hedefiniz yurt dışında faaliyet gösteren hukuk bürolarında staj yapmak olmalıdır. Bu sayede teorik bilgilerinizi pratiğe dökerek rakiplerinizden sıyrılabilirsiniz.

Avukatlık ve Hukuk Fakültelerin Geleceğindeki Diğer Dallar

  • Verilerin korunması ve işlenmesi
    • Kişisel verilerin korunması ve işlenmesi firmalar için önemli bir yükümlülüktür ve bu konuda bilgi sahibi olan avukat sayısı ne yazık ki ülkemizde çok azdır.
    • Bu konuda firmaların ve bireylerin verilerinin saklanması ve kullanılması alanında şirketlerin sözleşmelerini hazırlatacak ve online olarak imzalanacak bu gibi sözleşme hizmetlerini İngilizce ve Türkçe hazırlayacak avukat sayısı ise çok daha azdır.
    • Bunu mahkemede savunacak avukatlara ise giderek daha fazla ihtiyaç duyulmakta. Önümüzdeki gelecekte, petrolden daha değerli olacak bir şey varsa o da verilerdir.
  • Yapay zeka
    • Yüksek gelir seviyesindeki gelişmiş ülkelerde birçok iş yapay zeka tarafından yapılmakta. Gündelik hayatımızda ise yapay zekanın rolü giderek daha da artmaktadır. Fakat yapay zekanın kanuni haklarını korumak için de avukatlara ihtiyaç duyulacaktır. Sonuçta yapay zekanın yaptığı bir seçimden ötürü başka bir yapay zekayı dava etmek durumunda kaldığınızda bunu ancak bu konuda bilgisi ve çalışması olan avukatlar yapabilecektir.
  • Robotlar
    • Robotlar ve yapay zeka, sürücüsüz arabalar ve dahası. Sürücüsüz arabalar beklide 10 yıl sonra cep telefonu devrimi gibi yollarda yerini almaya başlayacak. Peki bu arabaların neden olabileceği kazalarda avukatlık hizmetleri nasıl olacak?
  • Dijital Hükumet
    • Hükumetler dijital devrim ile kağıt üstündeki işlemlerin büyük bir kısmını dijital ortama aktarmaktalar. Fakat bu konuda yazılması düşünülen hukuki metinler ve anlaşmazlıkların çözülmesi için çalışan ülkemizde çok az sayıda avukat olmasına rağmen Avrupa’da ve ABD’de sırf bunun üzerine eğitim veren avukatlık bölümleri bulunmakta. Örneğin Estonya’da TEKNOLOJİ YÖNETİMİ& DİJİTAL DÖNÜŞÜM adı altında yüksek lisans bölümleri açılmakta. Bu gibi yüksek lisans bölümlerinde hukuk fakültesi temel eğitimleri sonrası e-devlet ve teknolojiler için hukuki altyapı nasıl hazırlanır eğitimleri verilmekte.
  • Akıllı Kontratlar
    • Özellikle Bitcoin’in bir başka varyasyonu olan Etherium’un hayatımıza girmesi ile adını duymaya başladığımız akıllı kontratlar ile sözleşmelerin blok zinciri üzerine yazılıp doğrulanması ve dijital olarak imzalanması. Bu şekilde imzalanan kontratların kağıt üstünde imzalananlardan çok daha bağlayıcı olduğu kabul edilebilir bir gerçek. Beklide gelecekteki kontratlar da bu şekilde akıllı kontrat olacak. Sahte imza, vergi kaçakçılığı gibi olaylar tarihe karışacak.

SONUÇ

Bir zamanların yüksek maaşlı mesleği olan avukatlık mesleği ne yazık ki plansız olarak açılan hukuk fakültelerinin sayısından dolayı mesleki enflasyona uğramaya başladı. Bu konuda hükümet bazı adımları atmaya başlamış olsa da mevcut durumda bunu geri çevirmek çok da kolay olmayacaktır. Mevcut durumda sadece avukat adaylarının değil Hukuk Fakültelerinin Geleceği de pek parlak olmayacaktır.

Hukuk fakültesi okumak isteyecek öğrencilere tavsiye olarak verebileceklerimiz,

  • Mutlaka birden fazla yabancı dili iyi bir şekilde öğrenin
    • Bu sayede hem portföyünüzü Türkiye ile sınırlamamış olursunuz.
    • İstihdam alanınızı genişletmiş olursunuz.
    • Rakiplerinizden bir adım önde olarak başlarsınız ve ünlü avukatlık firmalarının sizleri stajda tercih etmeleri için bir sebep sunmuş olursunuz.
  • İmkanlarınız varsa yurt dışında staj yapmayı deneyin,
    • Özellikle uluslararası kuruluşlarda yapacağınız stajlar sizlere çok şey katacaktır.
  • Teknolojinin evrimi çok iyi takip edin.
    • Temel hukuk eğitiminizi tamamladıktan sonra mutlaka yüksek lisans yapın.
    • Yüksek lisansınızı seçerken teknolojinin evrimi gibi size yukarıda da bahsettiğimiz alanlardan birinde hukuk alanında kendinizi geliştirin.
  • En önemlisi Türkiye’deki aldığınız eğitim ile yetinmeyin. Mutlaka yurt dışı deneyimi elde etmeye çalışın.
    • Globalleşen dünyada her geçen yıl sınırların ve mesafenin önemi daha da azalmakta. Tedarik zinciri artık görünmez sınırlar ile çevrili değil. Üretim ağının globalleştiremeyen bir firmanın geleceği olamaz. Sizde bir avukat olarak sadece Türkiye’de kapanır kalırsanız çağın gerisinde kalır ve rakibiniz olacak olan diğer avukatlar ile meslek enflasyonunda etkilenirsiniz.

“Unutmayın, bir yerde mezun sayısı katlanarak artıyorsa, iş verenler kaliteyi bir kenara bırakıp ücretleri konuşmaya başlıyor. Bu yüzden hep bir adım önde ve farklı olmaya çalışın.”